Mektup Yazmanın Faydaları ve Zararları!

Kadir Aydemir

Mektup yazmak bugün komik ve gereksiz görülen bir eylem. Bunun böyle algılanması ne acı… Mektup büyük bir duygu, dev bir iletişim aracı oysa. Kâğıdın bedeninde gezinen mürekkep alır götürür insanı… Yıllarca mektuplaştım pek çok mektup arkadaşımla, bugünse internet çağındayız, mektupları da pulları da kalemle yazı yazmayı da unuttuk! Klavyenin tuşlarına şartlanmış ve duygusuzca vuran parmaklarımız da evrim geçirecek bana kalırsa… Bunun böyle olmasını ister miyiz? Hayır. Okumaya devam et

Her Yazı bir Mektuptur

Mektubun anlamını ve işlevini yitirmediği tek alan belki de cezaevleridir… Çünkü içerinin dışarıyla bağlantısının en önemli simgesi “görülmüştür” damgalı mektuplardır hâlâ.

Hayatımızın en derin, en koyu, en naif ve en hırçın renkleri mahpusta duyumsatır kendini.

Mahpushanede duygu yükü ağırdır ve hep doruklardadır. Efkar, hüzün ve özlem, baş ucu kitapları gibidir. Döner döner aynı sayfalarda gezinir insan.
O ortamlarda duygu ve mantık ikilisi arasında sağlam bir denge kurmak zordur. Her ikisini de dozajında kullanıp birbirlerinin görev mahallerine müdahale etmelerini engellemek o denli kolay değil. Ama özellikle siyasi mahkûmlar bunu başarmıştır her dönem…
Zaman zaman hüzün yoklasa da, acı zorlasa da yüreğin kapakçıklarını, umuda toz kondurulmaz. Okumaya devam et